Site icon Eğitim Şart

COP26 ve İklim Değişikliği Eğitimi alanındaki gelişmeler

Spread the love

Bağlantı adresi verdiğim çoğu yazı/etkinlik İngilizce. Umarım kısa zamanda bunların Türkçe çevirileri, hatta daha iyisi Türkçe özgün yazılar/yayınlar/etkinlikler olur ve onları da paylaşabilirim.

Eğitim politikalarını, çevre/doğa eğitimini, sürdürülebilirlik için eğitimi, iklim değişikliği eğitimini izleyen, yazan, çizen, tartışan biriyim. Daha önce Medium’daki sayfamda 24 Nisan’da ““Herkes için Nitelikli İklim Değişikliği Eğitimi” Manifestosu” başlıklı ve 7 Haziran’da “Milyonlarca insandan 22 Haziran’da gerçekleşecek G20 Eğitim Bakanları toplantısına iklim eğitimi çağrısı” başlıklı yazılarımda ve İklim Gazetesi’nden Merve Kara Kaşka’ya 30 Ağustos’ta verdiğim “‘Eğitim politikaları iklim krizinin içinde değilmişiz gibi akut çözümler üretmeye devam ediyor” başlıklı röportajda belirttiğim üzere, Türkiye’de iklim değişikliği eğitimine yönelik tartışmaların henüz yeterince yüksek sesli olmadığını düşünüyorum. Çalışmaların çoğu küçük ölçekli uygulamalar ve bunlar da birbirinden bağımsız ilerliyor. Bağımsız ilerlemesini neden dert ettiğimi başka bir yazıda mevcut uygulamaları paylaşırken değinirim. İklim değişikliği eğitimine yönelik politikaları ele alan çalışma ise neredeyse hiç yok. Bu nedenle tezimde yükseköğretim öncesi örgün eğitimde iklim değişikliği eğitimine yönelik politikalarını inceledim.

Dünyada sadece belirli ülkelerde iklim değişikliği eğitimi için ses çıkarılıyor gibi görünüyor. Türkiye’de gençler ve birkaç sivil toplum örgütü dışında ses çıkaran pek yok. Oysa artık çok iyi biliyoruz ki iklim krizinden en çok etkilenen ve etkilenecek olan ülkeler arasında Türkiye de var. Buna rağmen eğitim alanında iklim krizine hazırlanılmıyor. Bu nedenle özellikle COP26 sürecinde eğitimle ilgili etkinlikleri ayrıca izliyorum ve paylaşmaya çalışıyorum. Böylece Türkiye’deki tartışmalara katkı sunmayı umuyorum. COP26’nın başladığı 31 Ekim öncesinden bugüne, Glasgow’da ya da dünyanın başka bir yerinde iklim değişikliği eğitimine yönelik çok önemli etkinlikler oldu, yayınlar paylaşıldı. Hepsini derleyemem ama önemli gördüklerimi paylaşmak istedim. Sizler başka yayınlar, etkinlikler biliyorsanız, paylaşırsanız sevinirim. Güçleri birleştirelim.

UNESCO, 3 Kasım’da bir başka önemli yayını paylaştı: Getting every school climate-ready: How countries are integrating climate change issues in education (Her okulu iklime hazır hale getirmek: Ülkeler iklim değişikliği konularını eğitime nasıl entegre ediyor?). Aralarında Türkiye’nin de olduğu 100 ülkenin öğretim programlarında iklim değişikliğinin nasıl ve ne ölçüde yer aldığını ortaya koydu. Buna göre öğretim programları analiz edilen ülkelerin neredeyse yarıya yakınında (%47) iklim değişikliğine atıf yok. Türkiye’de var ama oldukça sınırlı. Öğretim programlarında iklim krizinin nasıl yer aldığı ve kamuoyunda öğretim programlarının değişmesine yönelik talepleri değerlendirdiğim ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum.

UNESCO, 1-3 Kasım tarihleri arasında bu yıl içinde yayımladığı birkaç yayını daha hatırlattı. Bunlardan biri Learn for our planet: a global review of how environmental issues are integrated in education (Gezegenimiz için öğrenin: çevre sorunlarının eğitime nasıl entegre edildiğine dair küresel bir inceleme), diğeri de Country progress on climate change education, training and public awareness: an analysis of country submissions under the United Nations Framework Convention on Climate Change (İklim değişikliği eğitimi, öğretimi ve kamu bilinci konusunda ülke durumu: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında ülkelerin raporlarının bir analizi). Önemli yayınlar.

Paylaşılan yayınların yanı sıra, COP26 kapsamında ya da COP26 ile ilişkili birkaç etkinliğe de değinmek isterim. Bunlardan biri 2 Kasım’da yayınlandı. Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 100 sivil toplum örgütünün üye olduğu Foundation for Environmental Education (FEE) Climate Action – Harnessing the Power of Networks (İklim Eylemi – Ağların Gücünü İşler Hale Getirmek) sohbeti yaptı. Mini bilgi: FEE’nin Türkiye’deki üyesi TÜRÇEV. Bu ağı uzun yıllardır takip ettiğim ve çalışmalarına aşina olduğum için sanırım bu sohbetten etkilendiğimi söyleyemem. Henüz bilmeyenler için yararlı olacaktır.

2 Kasım’da izlediğim ama COP26 bünyesinde yer almayan Council for Green Revolution India‘nın Children, Education and Climate Change (Çocuklar, Eğitim ve İklim Değişikliği) sohbetini ise farklı bir bakış açısı sağladığı için önemli buldum. Avrupa ülkeleri ve ABD dışındaki ülkelerde yapılan etkinlikleri özellikle izlemeye çalışıyorum. Türkçe dışında sadece İngilizce biliyor olmak en büyük engelim tabii. Bu nedenle henüz izlemesem de Living-Language-Land ekibi tarafından düzenlenen şu etkinliği de izleme listeme ekledim: Listening to nature in languages not our own (Bizim olmayan dillerle doğayı dinlemek).

Mart ayında yayınlanan ama 2 Kasım’da yeniden dolaşıma konulan ve çok önemli bulduğum bir konuşmayı da eklemeliyim: Christina Kwauk ile “Why Girls’ Education is Important for Climate Actions“. Christina Kwauk ile Radhika İyengar’ın Curriculum and Learning for Climate Action (İklim Eylemi için Müfredat ve Öğrenme) kitabı da 2 Kasım’da kamuoyu ile paylaşıldı. Pdf olarak indirilebiliyor. Mart ayında yayımlanan, dün yeniden paylaşılan ve Malala Fund tarafından hazırlanan A greener, fairer future: Why leaders need to invest in climate and girls’ education (Daha yeşil, daha adil bir gelecek: Liderlerin neden iklime ve kız çocuklarının eğitimine yatırım yapması gerekiyor?) raporu da çok kıymetli. Mutlaka okuyun.

3 Kasım’da izlediğim en kıymetli sohbet ise Inuit gençleri tarafından yapılan şu şahane sohbet oldu: Inuit Knowledge, Innovation and Infrastructure (Inuit Bilgisi, Yeniliği ve Altyapısı). “Eğitim ama nasıl bir eğitim?” sorusuna yanıt ararken içinde bulunduğumuz eğitim sisteminin dışındaki deneyimleri anlamanın kıymetli olacağını düşünüyorum.

3 Kasım’da Earthday.org tarafından iki oturum olarak düzenlenen Climate Education and Youth Empowerment: The key to meeting our climate and environmental goals (İklim Eğitimi ve Gençlerin Güçlendirilmesi: İklim ve çevresel hedeflerimize ulaşmanın anahtarı) başlıklı etkinlik de oldukça iyiydi. Moderatör nedense bu etkinliği Taraflar Konferansı’nın yan etkinlikleri arasında eğitimle ilgili olan tek etkinlik diyerek açtı. İlk oturumda masada bir öğretmen sendikası temsilcisi bir öğretmenin olması son derece kıymetliydi. Tüm dünyada iklim değişikliği eğitimi alanında Education International’dan (EI), yani öğretmen ve eğitim emekçisi insanları temsil eden sendikaların federasyonundan daha etkin çalışan bir kuruma rastlamadım. Bu konuda çalışan başka kurumlar da var, ancak doğrudan öğretmenlerin sesi olması bakımından EI’yı dikkatle izlemeliyiz. Türkiye’deki eğitim sendikaların hiçbiri henüz iklim krizini ele almadı. Yakın zamanda alacak gibi de görünmüyor.

EI’nın bu yıl içinde yayımladığı, COP26 nedeniyle yeniden hatırlattığı en önemli yayınlardan biri Climate Change Education Ambition Report Card (İklim Değişikliği Eğitimi Hedef Karnesi). Bu raporu da Christina Kwauk hazırladı. Raporda, ülkelerin iklim eğitimini ne kadar önceliklendirdikleri inceleniyor. Kullanılan metrikler oluşturulurken 24 Nisan’da Türkçe’ye çevirerek yayımladığım EI’nın “Herkes için Nitelikli İklim Değişikliği Eğitimi” Manifestosu“nda yer alan başlıklardan yararlanılmış. Metrikleri bir hayli başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

Sendikalarla devam edelim. Britanya ve İrlanda’daki öğretmen sendikaları birleşerek 2 Kasım’da nitelikli iklim eğitimi için çağrı yaptılar. Çağrı mektubuna buradan erişilebilir. İskoçya’daki eğitim sendikalarından EIS de “Gezegen B Yok ve İklim Eğitimi” başlıklı online sergi açtı.

COP26’da eğitimle ilgili etkinliklere bakınca, iklim değişikliği eğitimi tartışmalarının hükümetler nezdinde geride olduğunu düşünüyorum. COP25’te Meksika Dışişleri Bakanı ile İtalya Eğitim Bakanının birlikte gövde gösterisi yapıp tüm dünyada heyecan yarattığı toplantıyı bu vesileyle hatırlatmak isterim. Elbette gençler nezdinde durum bunun tersi. Ayrıca İtalya’nın görevi bırakmış eğitim bakanını iklim değişikliği eğitimi başarılarını anlatırken çok sık gördüm ama İtalya’da uygulamanın iyi olmadığını, hatta neredeyse hiç yapılmadığını da öğrendim. Büyük konuşmalar ve sözler yerini pek bulmuyor. Meksika’da da anayasa ve Eğitim Kanunu değişikliklerinin yönetmelik, strateji ve politikalara yansıyıp yansımadığına bakmak yararlı olur.

İklim değişikliği eğitimine yönelik etkinlikler sadece COP26 bünyesinde olmasa da bugünden itibaren hız kazanıyor. Bakalım yarın neler olacak? İzlemeye ve paylaşmaya devam edeceğim.

Bu sırada başka bir etkinliğin haberini vereyim. Genç iklim aktivistlerinin eleştirilerinden biri COP26’da boş konuşmaların yapılması ve verilen sözlerin boş çıkması. Bu nedenle, adil ve gerçek mücadele için Halkların İklim Adaleti Zirvesi‘ne davet ediyorlar bizleri. Bu zirvenin etkinliklerine mutlaka bakmanızı öneririm. Dijital olan etkinlikler izlenebilir.

Sözlerin boşa çıkması derken Greta’nın 3 Kasım’da Twitter’da paylaştığı şu sözleri de blogumda kayda girsin. “Net sıfır karbon” tartışmalarıyla iyi dalga geçmiş. “Küfür ve kötü dil konusunda net sıfır kararı verdiğimi duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Uygun olmayan bir şey söylemem gerekirse, bunu güzel bir şey söyleyerek telafi edeceğime söz veriyorum.” demiş. COP26’da ülkelerin iklim müzakerelerinin halini sanırım bu söz gayet iyi anlatıyor.

Yazımı sonlandırırken neden eğitim alanını özellikle izlediğimi ve Türkiye dahil her yerde iklim değişikliği eğitimi için çıkan seslerin yükselmesini önemsediğimi mevcut durumumuzu hatırlatarak açıklayayım. Alexander Radtke’nin aşağıda paylaştığım ve nerede olduğumuzu gösteren grafiği bunun için yeterli olacaktır.

Yarın yeniden haberleşebilmek dileğiyle,

B.

Bu bir yazı dizisi. İlk yazım 26. Taraflar Konferansı (COP 26) yarın başlıyor!, ikinci yazım COP 26’da ilk iki gün, üçüncü yazım (bu yazı) COP26 ve İklim Değişikliği Eğitimi alanındaki gelişmeler, dördüncü yazım 5 Kasım’da COP26’da ne oldu?, , beşinci yazım da COP26’da Eğitim ve Çevre Bakanları Zirvesi Sonuçları.

Exit mobile version