Site icon Eğitim Şart

Kuş iğdesi

Spread the love

İğde, ilk bakışta albenisi olmayan, ancak küçük sarı çiçekleri olağanüstü kokan bir anneanne ağacıdır benim için. Dağlar arasındaki bir ovaya yerleşmiş Göksun’a geç gelen yaz mevsiminin simgesidir. Yaz mevsimi, anneannemde geçirdiğimiz tatil ve ciğerlerim dolana kadar iğde kokusunu içime çekme zamanıdır. Yol boyunca sağlı sollu dizili iğdeler sokağın başında başlar; anneannemlere varana kadar baygın kokusuyla insanı mest eder. Çiçeklenme zamanı eve gelen çoğu misafir yolda dayanamaz ve yanlarında çiçekli dallardan üçer beşer getirir. Misafirlik boyunca konu sıklıkla iğdelerden açılır. İğdeler de olmasa nic’olur sohbetin tadı!

Yaprağını, dalını, çiçeğini, kokusunu çok iyi bildiğim bu ağacın meyvelerini çok geç bir yaşta gördüm. Meyve zamanı okullar açılır, biz çoktan Antakya’ya dönmüş olurduk çünkü. Bu yakınlarda bir çeviri için NTV yayınlarından çıkan ağaçlar kitabına bakarken anneanne iğdesinin (daha bilimsel adıyla sultan iğdesi – Elaeagnus orientalis) yanısıra bir de kuş iğdesi (E. angustifolia) olduğunu öğrendim. Kulağıma ve gözüme böylece çalınmış oldu. Bu haftasonu Polatlı’da yaptığım yürüyüşte ise tesadüfen karşıma çıktı. Meyveleri çok daha küçük ve (benim için) daha yenebilir. Sultan iğdesinin meyveleri benim için fazla kuru ve unludur. Kuş iğdesi ise daha sulu, tatlı ve daha az unlu. Kuşlar da sevmiş olmalı ki ordan-burdan didiklemişler. Sadece kuşlar mı? Bir atalanta kelebeği kuş iğdesinde o meyveden bu meyveye dakikalarını geçirdi. Bizse bir yandan iğde yerken bir yandan meyvelere gelen kuşları ve kelebekleri izledik.

Fotoğraflar nihayet uzun süre aradan sonra bize ait. Atalanta kelebeğini Alper, diğerlerini ben çektim.

Bir iğde yaprağının alt kısmına mikroskopla bakmayı deneyin :)

Exit mobile version